Top Social

Image Slider

islami mevzularda makaleler, Süleyman Hilmi Tunahan (k.s.), vaaz, ali erol, hatıratım, dua, hafaza melekleri, felç, def-i hacet, melek, akademi dergisi,

İnsanların vücudunda "384" adet hizmetli ve görevli melekler vardır.

Onaltısı Hafaza'dır (koruyandır, süflilerin zararından korurlar).

İkisi insanın sağ ve sol tarafında kâtiptir.(sağdaki sevapları, soldaki günahları yazar).

Diğer ikisi insana def-i hacet yaptırmakla görevlidir. Tamamı 20'dir. (16+2+2=20)

364 tanesi ise insan vücudundaki hareketli mafsalları tutmakla memurdurlar. Bu meleklerden bir tanesi bırakırsa o mafsal tutmaz olur. Bu gün ona felç diyorlar.

Atom, öldükten sonra tekrar dirilmeyi ispat ediyor. | Akademi Dergisi

islami mevzularda makaleler, Silsile-i Saadat, Süleyman Hilmi Tunahan (k.s.), atom, ali erol, hatıratım, birinci sur, kıyamet


Atom cevheri "Bâsü bâde-l mevti" (öldükten sonra dirilmeyi) isbat eder. Madem ki tohumu olan her şey kayıp olup tekrar diriliyor, insan ve bütün alemler atomları hariç helak olacak ve tekrar dirileceklerdir.

İncir çekirdeği misali.

(Süleyman Hilmi Tunahan Kuddise sirruh)

Hüseyin Üzmez ve Süleyman Hilmi Tunahan (k.s) | Akademi Dergisi

ahmet emin yalman, hüseyin üzmez, sabetayistler, süleyman hilmi tunahan, akademi dergisi, içimizdeki israil, adnan menderes, hatıralar

Aşağıda okuyacağınız yazı, Hüseyin Üzmez’in 16 Eylül 2001 tarihinde, Süleyman Efendi hazretlerinin vefatının yıldönümünde, köşesinde yazdığı yazısıdır. Hüseyin Üzmez, henüz 16-17 yaşlarında iken, Türkiye’nin en büyük hainlerinden biri olan gazeteci kılıklı Sabetayist Ahmet Emin Yalman’a, yine dönemin Sabetayist başbakanı Adnan Menderes’in Malatya’ya yaptığı ziyaret sırasında altı el ateş etmiş lakin öldürmeyi başaramamıştır. Buna rağmen yirmi yıl hapis cezası almış bunun on buçuk yılını yattıktan sonra serbest kalmıştır. 
İslam’ı ve memleketi müdafaa etmesi beklenilen hemen herkesin can kaygısına düştüğü o devirde gencecik yaşında, bir başına Hüseyin Üzmez’in gösterdiği bu cesaret, ihlâs ve samimiyet Süleyman Efendi hazretleri tarafından takdir görmüş ve Üzmez, sürekli Süleyman Hilmi Tunahan hazretlerinin maddi ve manevi desteğini görmüştür. Hapishaneden çıktıktan sonra da vatanına, milletine, dinine hizmet gayreti içinde bulunmuş olan Üzmez, ülkemizdeki çift kimlikli, Türk ve Müslüman görünümlü hain Sabetayistleri ve planlarını yakından bilen, çözebilen gücü yettiğinde aynı taktik hareketlerle bozabilen bir kişilikti.

Önümüzdeki yıllarda bu Sabetayistler her yönleriyle daha da deşifre oldukça Hüseyin Üzmez meselesi de çok daha net anlaşılacaktır. Onun, sözde İslami gazetelerin sözde İslami yazarlarının neredeyse tamamının ''demokrat'' olduğu ve sözde İslami partinin, sözde büyük liderinin bile ''Ben Müslüman demokratım'' açıklamaları yaptığı zamanda, TV’lerde canlı yayınlara çıkıp hiç kimseden korkmadan, elini masalara vurarak, tekrar tekrar yaptığı;
➥ ''Ben demokrat falan değilim. Demokrat olmaya mecbur muyum? Demokrasi denen saçmalık yoktu, biz üç kıta yedi denize hâkimdik. Şimdi kendimize bile hâkim değiliz.'' açıklaması ve ardından ''Hatıralarımı yazacağım'' açıklaması bizce bardağı taşıran son damlalar oldu. Biz zaten kendisine büyük bir komplo kurulmasını bekliyorduk ve öyle de oldu…

Ebu'l Faruk Süleyman Hilmi Tunahan (k.s) kimdir? | Akademi Dergisi


İslam Alimleri, Silsile-i Saadat, Süleyman Hilmi Tunahan (k.s.), kimdir, imam-ı rabbani, selahaddin ibn-i mevlana siracüddin, müceddid, mürşid-i kamil,

Süleyman Hilmî Tunahan (k.s.) hazretleri, Rûmî 1304 (Hicrî 1305-Mîlâdî 1888) yılında Silistre’de dünyâya geldiler. Babası, tahsîlini İstanbul’da tamamlamış ve Silistre’nin Satırlı Medresesi’nde yıllarca müderrislik etmiş Osman Fevzi Efendi’dir. Dedesi ise Kaymak Hâfız nâmıyla mâruf bir zât olup 110 yaşına doğru vefât etmiş olan Mahmûd Efendi’dir.

Hocazâdeler olarak bilinen bu asîl âilenin ceddi İdris Bey’e dayanır. İdris Bey, Fâtih Sultan Mehmed tarafından Tuna Hanı nasbedilmiş ve üstelik kendisine kız kardeşi tezvîc edilmiş bir zâttır.
Osman Fevzi Efendi, İstanbul’da tahsîline devam ederken rüyâsında, vücûdundan kopan bir parçanın gökyüzüne çıkıp etrâfa ışıklar saçtığını görür. Rüyâyı, sulbünden gelecek bir evlâdının dünyâyı manen aydınlatacağı şeklinde tâbîr eder. Bu isti’dâdı; Fehim, Süleyman Hilmî, İbrâhîm ve Halîl isimli dört oğlundan Süleyman Hilmî’de görür. Onun yetişmesi için hiçbir fedâkârlıktan kaçınmaz ve fevkalâde alâka gösterir.

Süleyman Efendi, ilk tahsîlini Silistre Rüşdiyesi’nden sonra Satırlı Medresesi’nde yaptı. Daha sonra babası, tahsîlini tamamlamak üzere onu İstanbul’a gönderdi ve şu tavsiyede bulundu: 
➥ Oğlum! Usûl-i fıkıh ilmine iyi çalışırsan dîninde kuvvetli olursun, mantık ilmine iyi çalışırsan ilminde kuvvetli olursun.

Süleyman Hilmi Tunahan (k.s) kimdir? | Akademi Dergisi

Aydınlar - Münevverler, İslam Alimleri, osmanlı devleti, Silsile-i Saadat, Süleyman Hilmi Tunahan (k.s.), Yakın Tarih, kemal kacar, mürşid-i kamil, tasavvuf, süleymancılar, kimdir, hayatı, kronolojisi

Bizim yolumuz İman, İslâm ve Ahlâk-ı Muhammedî'yi aşılamaktan ibarettir. Gâye: Rıza-î İlahîdir.

Vasiyetim olsun; tefrikaya (ayrılığa) düşmeyiniz. Kavmiyet (ırkçılık) gütmeyiniz. Ehl-i Sünnetin (Sünni akidesinin) gayrı olan yanlış yollara sapmayınız.

Süleyman Hilmi Tunahan (k.s.)

Adı Süleymân Hilmi, soyadı Tunahan'dır.

Babası zamânın müderrislerinden Hâfız Osman Efendidir. Soyu Fâtih Sultan Mehmed Hanın "Tuna Hanı" olarak tâyin ettiği ve kendi kızkardeşi ile evlendirdiği İdris Bey'e dayanmaktadır. 1888 (H.1306) senesinde Silistre'nin Ferhatlar köyünde doğdu. 1959 (H.1379) senesinde İstanbul'da vefât etti. Karacaahmet Kabristanı'ndadır.

Babası Osman Efendi, tahsîlini İstanbul'da tamamladıktan sonra Silistre'ye giderek, meşhur Satırlı Medresesinde yıllarca müderrislik yaptı.

İlim ehli ve fazîlet sâhibi bir âileden dünyâya gelen Süleymân Hilmi Tunahan, ilk tahsîlini Silistre Rüşdiyesinde ve Silistre Satırlı Medresesinde yaptı. Bilâhare tahsîlini tamamlamak için İstanbul'a gelerek Sahn-ı Semân (Fâtih) Medresesine kaydoldu. Fâtih dersiâmlarından ve o devrin meşhûr âlimlerinden Bafralı Ahmed Hamdi Efendi (Büyük Hamdi Efendi)nin ders halkasına devâm etti.

Zamânın usûlüne göre aklî ve naklî ilimleri tahsîl ettikten sonra, 1916 senesinde Ahmed Hamdi Efendiden birincilikle icâzet, diploma aldı. Daha sonra o zamanki tâbir ile dersiâm (profesör) olarak yetişmek üzere Süleymâniye Câmii medreselerinden Medresetü'l-Mütehassısînin tefsîr ve hadîs kısmına devâm etti.

Son derece parlak bir zekâya sâhip olan Süleymân Hilmi Tunahan, 1919 senesinde Medresetü'l- Mütehassısîn'den birincilikle mezun oldu. Aynı yıllarda Medresetü'l-Kuzâtı (Hukuk Fakültesini) da üstün bir derece ile bitirdi. Böylece bir taraftan dersiâm, diğer taraftan da kâdılık rütbelerine ulaşarak devrinin zâhirî ilimlerini tamamladı. Mezûniyetini müteâkip İstanbul'da dersiâm olarak vazîfeye başlayan Süleymân Hilmi Tunahan bir müddet sonra medreselerin kapatılması üzerine vâizliğe tâyin edildi.

Uzun müddet İstanbul'un Sultanahmet, Süleymâniye, Yeni Câmi, Şehzâdebaşı ve Piyâle Paşa gibi büyük câmilerinde halka vâz ederek insanlara İslâmiyetin emir veyasaklarını anlattı.