Top Social

Image Slider

Bakanın ölümü bir sır düğümü; Adnan Menderes'in bakanı Namık Gedik nasıl öldü? | Akademi Dergisi


adnan menderes, demokrat parti, gerçek yüzü, kimdir, namık gedik, nasıl öldü, süleyman hilmi tunahan, akşam gazetesi, mehveş evin

Bakanın ölümü bir sır düğümü; Adnan Menderes'in bakanı Namık Gedik nasıl öldü

İçişleri bakanı Namık Gedik, Süleyman Hilmi Tunahan'ın cenazesinin Fatih camii haziresine gömülmesinin istenmesi üzerine;

➥ "Götürün o yobazın-gericinin cenazesini Karacaahmet'te bir çukura gömün" demişti... 
Bundan bir süre sonra gözaltında olduğu odanın camından atlayarak öldüğü iddia edildi. Lakin sonra meydana çıkan gerçekler bunun böyle olmadığını ve intihar etmediğini ispat etti. Netice olarak, içişleri bakanının nasıl ve neden öldüğü hala daha netleştirilemedi. Aşağıya alıntılayacağımız haber, Gedik'in o odadan atlayıp intihar edemeyeceğinin ispatı niteliğindedir...

Akşam Gazetesi'nden Mehveş Evin'in yazısı:

➥ Namık Gedik'in intiharı, 27 Mayıs 1960'ın karanlıkta kalan olaylarından biri... Menderes hükumetinin İçişleri Bakanı Gedik, darbe günü evinden alınıp Ankara Harp Okulu'na getirildi. Üç gün sonra, hapsedildiği odanın penceresinden atlayıp intihar ettiği söylendi. Aradan 48 yıl geçmesine ve ailesinin intiharı kabullenmesine rağmen, Gedik'in öldürüldüğü iddia edilir...

Mevlevi Tarikatını bozan Sabetayist; Bey Baba... | Akademi Dergisi

bey baba, hasan arıkan, kripto yahudiler, mehmed arıkan, mevlevi tarikatı, mevlevihane, mevlevilik, mustafa arıkan, sabetayistler, süleyman hilmi tunahan, akademi dergisi,


Mevlevi Tarikatını bozan Sabetayist; Bey Baba...
İslam dininin on iki hak tarikatından Kadiri ve Nakşi hariç diğer onu bozuldu. Bunların son ve hakiki mürşidleri yerlerine kimseyi bırakmadılar. Takdir-i İlahi böyle idi ve bu yollar sonlandırıldı. Lakin, bunu kabul edemeyen bazı tarikat mensubu kişiler, tamamen kendi kararları ile yollarını devam ettirmek ve mürşidlik iddia etmek yolunu tuttular. Bunların hiç birinin ve bunlardan sonra yerlerine gelen hiç birinin Rasulullah (s.a.v.) efendimizden manevi icazetleri yoktur. 

Bir de bu yollar, kendilerini Müslüman gibi gösteren Sabetayistlerin ellerine de geçmiş ve iyice tahrif edilmişlerdir. Mevlevi tarikatında, bozulana kadar böyle saçma sapan, kendi etrafında dönme şeklinde bir sema olmadı. Ney denilen musiki aleti hiç bir manevi değer ifade etmedi. Tasavvuf ehli Müslümanlara, tasavvuf ehli olmayan müslümanlara caiz olan şeyler bile haram iken, zikir ehline mübahlar bile haram iken müzik aletleri nasıl olur da ibadet olarak kullanılabilir? Aşağıya iktibas edeceğimiz ropörtajı okuduğunuzda, aylardır Akademi'de anlatmak istediğimiz acı gerçekleri görmüş olacaksınız.

Güneşte ısı ve ışık yoktur. Güneş sadece bir yansıtıcıdır. | Süleyman Hilmi Tunahan (k.s.) | Akademi Dergisi

bilimin karanlık yüzü, Fizik, Güneş, Güneş enerjisi, Güneş sistemi, ısı, ışık, Mehmet Fahri Sertkaya, nükleer, radyoaktivite, Space Explorer, Süleyman Hilmi Tunahan, Yıldızlar,


Güneşte ısı ve ışık oluşmasını sağlayan enerji, kendinden değildir. Harici bir enerjidir. 



Şerit led diyotların ışıması
Güneşler aslında, tabii/doğal hallerinde ısı ve ışık yaymayan, billur gibi ve şeffaf bir yapıdadırlar... Aynı bu sağ tarafta gördüğünüz LED diyotlar gibi... Durduk yerde, kendi doğalarından ısı ve ışık yaymazlar, yayamazlar. 



İkisi de hariçten bir enerji çeşidi kendilerine ulaştığında derhal ısı ve ışık yaymaya başlarlar. 


Dünyamız ışığını güneşten alır güneş de ışığını, daha doğru ifade ile ısı ve ışık yaymak için gereken enerjiyi, yedi kat gökten daha yukarıda olan Arş-ı Ala’dan alır ve güneşte nükleer patlamalara eş patlamalar olduğu, bunun da ısı ve ışık yaymasını sağladığı iddiası, sadece isabetsiz bir teoridir. İspat da edilememiştir. 

Son müceddid | Son Mürşid-i Kamil: Süleyman Hilmi Tunahan (k.s.) | Akademi Dergisi

akademi dergisi, süleyman hilmi tunahan, mürşid-i kamil, müceddid, mevlana siracüddin (ks), imam-ı rabbani, hayatı, kimdir, silsile-i saadat, nakşibendi tarikatı,
Son müceddid | Son Mürşid-i Kamil: Süleyman Hilmi Tunahan
EBU'L-FÂRÛK SÜLEYMAN HİLMÎ TUNAHAN (K.S.)
Süleyman Hilmî Tunahan (k.s.) Hazretleri, Rûmî 1304 (Hicrî 1305 - Mîlâdî 1888) yılında Silistre'de dünyâya geldiler. Babası, tahsîlini İstanbul'da tamamlamış ve Silistre'nin Satırlı Medresesi'nde yıllarca müderrislik etmiş Osman Fevzi Efendi'dir. Dedesi ise Kaymak Hâfız
nâmıyla mâruf bir zât olup 110 yaşına doğru vefât etmiş olan Mahmûd Efendi'dir.
Hocazâdeler olarak bilinen bu asîl âilenin ceddi İdris Bey'e dayanır. İdris Bey, Fâtih Sultan Mehmed tarafından Tuna Hanı nasbedilmiş ve üstelik kendisine kız kardeşi tezvîc edilmiş bir zâttır. Osman Fevzi Efendi, İstanbul'da tahsîline devam ederken rüyâsında, vücûdundan kopan bir parçanın gökyüzüne çıkıp etrâfa ışıklar saçtığını görür. Rü'yâyı, sulbünden gelecek bir evlâdının dünyâyı ma'nen aydınlatacağı şeklinde tâbîr eder. Bu isti'dâdı; Fehim, Süleyman Hilmî, İbrâhîm ve Halîl isimli dört oğlundan Süleyman Hilmî'de görür. Onun yetişmesi için hiçbir fedâkârlıktan kaçınmaz ve fevkalâde alâka gösterir.
Süleyman Efendi, ilk tahsîlini Silistre Rüşdiyesi'nden sonra Satırlı Medresesi'nde yaptı. Daha sonra babası, tahsîlini tamamlamak üzere onu İstanbul'a gönderdi ve şu tavsiyede bulundu: 'Oğlum! Usûl-i fıkıh ilmine iyi çalışırsan dîninde kuvvetli olursun, mantık ilmine iyi çalışırsan ilminde kuvvetli olursun.'

Uzayda hayat var. UFO'lar gerçek. Mars'tan geliyorlar ve Müslümanlar. | Mehmet Fahri Sertkaya


mars, mars'ta yaşam var mı, mehmet fahri sertkaya, süleyman hilmi tunahan, ufo, ufo'lar gerçek mi, uzay bilimi, uzayda hayat var mı, akademi dergisi, merih,

(...) Marslıların dünyaya geldiği kesin. Bu hususta binlerce somut ve gerçek delil mevcut. Hatta bundan üç bin ya da beş bin sene önce de dünyaya geldikleri de KESİN. Bunu da İslam alimleri söylediği gibi, günümüz bilim adamları da son yıllarda yaptıkları keşiflerle bunun gerçek olduğu sonucuna vardılar. Dünya kamuoyu bize doğru yansıtılmıyor. Mesela Japonların çok kıymet verdiği pek çok bilim adamları uzayda hayatın olduğuna ve dönem dönem bunların dünyaya geldiğine inanıyorlar. Mimar Sinan'ın, hele Piri Reis'in mutlaka ama mutlaka dünya dışı varlıklarla ve teknolojilerle iletişim kurduğuna inanıyorlar. 
➥ "Yoksa o haritayı, uçamadan kim nasıl bu derece doğru olarak çizebilir" diyorlar. 
Mimar Sinan'ın yaptığı matematik hesaplarını ancak bir PC'nin yapabileceğine inanıyorlar ve o tarihlerde bazı istisna insanların dünya dışı teknolojileri kullandığını iddia ediyorlar ki bence de bu böyle.

Geçenlerce bir mağarada bulunan 3 bin senelik çizimlerde UFO, uzay mekiği, astronot kıyafetli çizimler, denizaltı ve helikopter çizimleri bulundu. Bunlar nette aratınca hemen çıkıyor. Bundan yaklaşık üç bin sene önce dünya üzerinde, şu anda olduğundan çok daha ileri teknoloji vardı ve o devrin bazı insanları dünya dışı medeniyetlerle iletişim halindeydiler. O güneş sisteminin haritasını oraya buraya çizenler hayallerinden çizmediler. Bu bilgileri net olarak biliyorlardı.
Süleyman Hilmi Tunahan hazretleri, onların yani Mars'taki mü'minlerin dünyaya müdahale etmesine ilahi bir yasak olduğunu, onların buradaki ehl-i küfrü hiç zorlanmadan yıkıp geçebileceklerini, ama bunun dünyadaki Müslümanların "imtihan"ını bozacağını bunun da ilahi iradeye ters olduğunu ve dünyadaki Müslümanlar dünya çapında küfrü ezip yıkınca, oradakilerin buraya geleceklerini söylemiştir. Çok daha fazlasını, daha ilginç bilgileri de söylemiştir.

Ayrıca onların ve diğer bütün alemlerin son peygamberinin bizim peygamberimiz hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) olduğunu da, onların ve diğer bütün alemlerin son mürşid-i kamilinin bizim son mürşid-i kamilimiz olduğunu, yani kendisi olduğunu da açıkça ifade etmiştir.

Mars'ta şaşırtan keşif: Yüksek oranda su bulundu! Mars'ta hayat var mı? | Akademi Dergisi

 süleyman hilmi tunahan, mars, merih, uzayda hayat var mı, mars'ta yaşam var mı, astronomi, uzay bilimi, teknoloji, evren, kainat, akademi dergisi

Mars'ta şaşırtan keşif: Yüksek oranda su bulundu.

Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi NASA'nın Mars'ta keşif gezisi yapan Curiosity robotunun aldığı örnekler, Mars'ın yüzeyinde yaklaşık yüzde 2 oranında su bulunduğunu gösterdi. Böylece, Kızıl Gezegen'de yaşam olma ihtimaline ilişkin umutlar "tekrar yeşerdi".

Örnekleri inceleyen ve Mars'ta su bulunduğu sonucuna varan, New York'taki Rensselaer Politeknik Enstitüsü'nden Laurie Leshin, gezegende bu kadar yüksek oranda su bulunmasının heyecan verici olduğunu belirtti.

Ulaştıkları sonucun kendilerini de şaşırttığını belirten Leshin, alınan toprak örneklerinin 835 dereceye kadar ısıtılmasıyla önemli oranda karbondioksit, oksijen, kükürt bileşiklerinin açığa çıktığını açıkladı.

Mars'ın bugüne dek kutup bölgelerinin dışında, çok kuru bir çöl olduğunun sanıldığını belirten Leshin, Dünya yüzeyindekinden çok az da olsa, Kızıl Gezegen'de bulunan su miktarının yeni keşif araştırmaları için önemli kaynak sağladığını vurguladı.

Hitler gizli bir Müslüman olduğu öğrenildiği için yenildi | Mehmet Fahri Sertkaya

akademi dergisi, adolf hitler, stalin, rusya, süleyman hilmi tunahan, gizli müslümanlar, almanya, emin el huseyni, siyonistler, israil, filistin, silsile-i saadat,

Hitler, gizli bir Müslüman olduğu öğrenildiği için yenildi.

Hitler, 1939'dan 1943' kadar, Rusya ile savaştığı Stalingrad cephesine kadar hiç mağlubiyet tatmadı.

Polonya varlık bile gösteremedi. Fransa'da iki milyon Fransız askerini esir aldı. İngiltere kendi derdine düşüp kendini bile koruyamadı. Alman bombardımanlarına karşı şehirlerin üzerlerini tel örgülerle örme projeleri bile düşünmek zorunda kaldılar.

Hitler, önce beraber hareket edip Polonya'yı beraber işgal ettikleri Rusya'ya da sonradan savaş ilan etti. Rusya da neye uğradığını şaşırdı. Yüzlerce kilometre geriye kaçtı Ruslar... Köylerini, kasabalarını, hayvanlarını, ticarethanelerini bırakıp kaçtılar. Savaş için gerekli olacak fabrikaları da yüzlerce kilometre geriye taşıdılar. Rus kadınları her gün 15-20 saat cephane imal ederken, aşırı yorgunluktan can veriyorlardı. 
 
Rus askerleri, Alman taarruzları karşısında neye uğradıklarını şaşırıyorlardı. Her şey mükemmel gidiyor ve Rusya gibi bir dev de diz çöküyordu ki, galip durumda bulunulan Stalingrad cephesinde Almanlar bir bozgun yaşadılar. Bir anda çöküş başladı ve tam üç yüz bin kayıp verdiler. Şoktu bu, korkunç bir rakamdı Almanlar için... Sebebi de Rusların taktikleri, gizli teknolojileri, şusu busu değildi. Bir anda Alman askerlerinin inançlarını kaybetmeleriydi. Çünkü Ruslar, Hitler'in namaz kılarken çekilen görüntülerini uçaklardan Alman askerlerinin üzerlerine atmışlardı...

Süleyman Hilmi Tunahan hazretleri: Sigara içmek haramdır. Maddeten ve manen felakettir | Akademi Dergisi

akademi dergisi, caiz mi, cemaat, haram, isyan, mektublar risalesi, sigara, sigara haram mı, süleyman hilmi tunahan, süleymancılar, tarikat,

"Sigara içmek madden ve manen felakettir."

 NOT :Süleyman Hilmi Tunahan hazretlerinin, sigaraya dair sözlerinin sadeleştirilmiş ve herkesin anlayabileceği şekle getirilmiş halini başa koyduk, alt kısımda kaynağın aslını okuyabilirsiniz. Lütfen dikkatle okuyunuz. Fıkıh sahasında yeterli ilme sahip değilseniz, lüzumsuz ve haksız münazaralara girmeyiniz. Paylaşıp herkese duyurunuz. Profilinize ya da sayfanıza paylaşmanız durumunda, facebook'un sansürlemediğinden ve herkese gerçekten gösterildiğinden emin olunuz.

"Bilinsin ki, İslam'da malı ziyan etmek ve - lüzumlu, lüzumsuz - çok sual sormak haramdır. Bu durumda, malların zayiinden maksat, malları dünya ve ahirete faydası olmadan harcamak, israf ederek mahvetmektir. Bu kabil - dünya ve ahirete faydası olmadan yapılan- harcamalar ve israflar haram kılınmıştır.
Sigara kullanılmasına dair, izah edilen haramlık tamamıyla kesin olup, doğruluğu tahkik edilmiştir. Zira sigara kullanılmasında dünyevi bir menfaat yoktur. Tam aksine tamamen zararlıdır.

Öyle bir zarar ki, sigaradan dolayı vücut içinde ve dışında meydana gelen belirtiler ve hastalıkların kaldırılıp giderilmesi, bir müddet sonra daha büyük paraların harcanıp israf edilmesini, neticede de bir fayda elde edilememesini icap ettirir.

Manevi zararları ise saymakla bitmez.

Manevi yükselmeye engeldir. Kokusundan ruhaniyet (Peygamberlerin, vefat etmiş mürşidlerin, evilyaullahın, dünya hayatında tasarrufta bulunabilen bedensiz ruhları ve melekler) rahatsız olur.

Rahmet vasıtaları olan sözkonusu ruhaniyetin ilişkisini, yani ruhani alakalarını meneder. Bu büyük bir musibettir.

Şu halde sigara içmek mânevi ve maddi olarak zarar vericidir ve haramdır.
Haram, Allah’ın yasakladığı emirdir. Ona ısrarla devam edenler, emrine isyan ve muhalefet edenlerdir.

İş, Allah'ın emrine muhalefet ve isyana götürür. Günde 25-30 sigara içenler, günde bu sebeple Allâhü Teâlâ’ya 25-30 defa muhâlefet ediyor, haram irtikâb eyliyor (işliyor) demektir.

Bu işleri iyice düşünsünler.

Sigarayı büyük bir gayret ve kararlılıkla terk etsinler.

Sigarayı terk etmeye çalıştıklarında davranışlarında meydana gelen geçici olumsuzluklardan dolayı korkmasınlar. Bu hal, kısa bir zaman sonra sağlığa dönüşür.

Allah’ın rızası da gelir. Gayret ve iradenin ısrarla kullanılması lazımdır.
Ramazan ayı bereket çokluğudur. Bu bırakmanın bu ayda başlamış olması, kesin başarı ile sonuçlanmasını sağlar. Fırsatı ganimet bilsinler.
Ben de Allah'tan, bu beladan kesin surette kurtulmalarını niyaz ediyorum.
Bundan sonra velev ki bir sigara olsun ellerine almasınlar ve ağızlarına koymasınlar.

Allah'tan muvaffakıyet ve yardım istesinler, mutlaka başarırlar.

Süleyman Hilmi Tunahan Hazretleri (k.s.), Mektuplar Risalesi
islami mevzularda makaleler, Süleyman Hilmi Tunahan (k.s.), vaaz, ali erol, hatıratım, dua, hafaza melekleri, felç, def-i hacet, melek, akademi dergisi,

İnsanların vücudunda "384" adet hizmetli ve görevli melekler vardır.

Onaltısı Hafaza'dır (koruyandır, süflilerin zararından korurlar).

İkisi insanın sağ ve sol tarafında kâtiptir.(sağdaki sevapları, soldaki günahları yazar).

Diğer ikisi insana def-i hacet yaptırmakla görevlidir. Tamamı 20'dir. (16+2+2=20)

364 tanesi ise insan vücudundaki hareketli mafsalları tutmakla memurdurlar. Bu meleklerden bir tanesi bırakırsa o mafsal tutmaz olur. Bu gün ona felç diyorlar.

Atom, öldükten sonra tekrar dirilmeyi ispat ediyor. | Akademi Dergisi

islami mevzularda makaleler, Silsile-i Saadat, Süleyman Hilmi Tunahan (k.s.), atom, ali erol, hatıratım, birinci sur, kıyamet


Atom cevheri "Bâsü bâde-l mevti" (öldükten sonra dirilmeyi) isbat eder. Madem ki tohumu olan her şey kayıp olup tekrar diriliyor, insan ve bütün alemler atomları hariç helak olacak ve tekrar dirileceklerdir.

İncir çekirdeği misali.

(Süleyman Hilmi Tunahan Kuddise sirruh)

Hüseyin Üzmez ve Süleyman Hilmi Tunahan (k.s) | Akademi Dergisi

ahmet emin yalman, hüseyin üzmez, sabetayistler, süleyman hilmi tunahan, akademi dergisi, içimizdeki israil, adnan menderes, hatıralar

Aşağıda okuyacağınız yazı, Hüseyin Üzmez’in 16 Eylül 2001 tarihinde, Süleyman Efendi hazretlerinin vefatının yıldönümünde, köşesinde yazdığı yazısıdır. Hüseyin Üzmez, henüz 16-17 yaşlarında iken, Türkiye’nin en büyük hainlerinden biri olan gazeteci kılıklı Sabetayist Ahmet Emin Yalman’a, yine dönemin Sabetayist başbakanı Adnan Menderes’in Malatya’ya yaptığı ziyaret sırasında altı el ateş etmiş lakin öldürmeyi başaramamıştır. Buna rağmen yirmi yıl hapis cezası almış bunun on buçuk yılını yattıktan sonra serbest kalmıştır. 
İslam’ı ve memleketi müdafaa etmesi beklenilen hemen herkesin can kaygısına düştüğü o devirde gencecik yaşında, bir başına Hüseyin Üzmez’in gösterdiği bu cesaret, ihlâs ve samimiyet Süleyman Efendi hazretleri tarafından takdir görmüş ve Üzmez, sürekli Süleyman Hilmi Tunahan hazretlerinin maddi ve manevi desteğini görmüştür. Hapishaneden çıktıktan sonra da vatanına, milletine, dinine hizmet gayreti içinde bulunmuş olan Üzmez, ülkemizdeki çift kimlikli, Türk ve Müslüman görünümlü hain Sabetayistleri ve planlarını yakından bilen, çözebilen gücü yettiğinde aynı taktik hareketlerle bozabilen bir kişilikti.

Önümüzdeki yıllarda bu Sabetayistler her yönleriyle daha da deşifre oldukça Hüseyin Üzmez meselesi de çok daha net anlaşılacaktır. Onun, sözde İslami gazetelerin sözde İslami yazarlarının neredeyse tamamının ''demokrat'' olduğu ve sözde İslami partinin, sözde büyük liderinin bile ''Ben Müslüman demokratım'' açıklamaları yaptığı zamanda, TV’lerde canlı yayınlara çıkıp hiç kimseden korkmadan, elini masalara vurarak, tekrar tekrar yaptığı;
➥ ''Ben demokrat falan değilim. Demokrat olmaya mecbur muyum? Demokrasi denen saçmalık yoktu, biz üç kıta yedi denize hâkimdik. Şimdi kendimize bile hâkim değiliz.'' açıklaması ve ardından ''Hatıralarımı yazacağım'' açıklaması bizce bardağı taşıran son damlalar oldu. Biz zaten kendisine büyük bir komplo kurulmasını bekliyorduk ve öyle de oldu…

Ebu'l Faruk Süleyman Hilmi Tunahan (k.s) kimdir? | Akademi Dergisi


İslam Alimleri, Silsile-i Saadat, Süleyman Hilmi Tunahan (k.s.), kimdir, imam-ı rabbani, selahaddin ibn-i mevlana siracüddin, müceddid, mürşid-i kamil,

Süleyman Hilmî Tunahan (k.s.) hazretleri, Rûmî 1304 (Hicrî 1305-Mîlâdî 1888) yılında Silistre’de dünyâya geldiler. Babası, tahsîlini İstanbul’da tamamlamış ve Silistre’nin Satırlı Medresesi’nde yıllarca müderrislik etmiş Osman Fevzi Efendi’dir. Dedesi ise Kaymak Hâfız nâmıyla mâruf bir zât olup 110 yaşına doğru vefât etmiş olan Mahmûd Efendi’dir.

Hocazâdeler olarak bilinen bu asîl âilenin ceddi İdris Bey’e dayanır. İdris Bey, Fâtih Sultan Mehmed tarafından Tuna Hanı nasbedilmiş ve üstelik kendisine kız kardeşi tezvîc edilmiş bir zâttır.
Osman Fevzi Efendi, İstanbul’da tahsîline devam ederken rüyâsında, vücûdundan kopan bir parçanın gökyüzüne çıkıp etrâfa ışıklar saçtığını görür. Rüyâyı, sulbünden gelecek bir evlâdının dünyâyı manen aydınlatacağı şeklinde tâbîr eder. Bu isti’dâdı; Fehim, Süleyman Hilmî, İbrâhîm ve Halîl isimli dört oğlundan Süleyman Hilmî’de görür. Onun yetişmesi için hiçbir fedâkârlıktan kaçınmaz ve fevkalâde alâka gösterir.

Süleyman Efendi, ilk tahsîlini Silistre Rüşdiyesi’nden sonra Satırlı Medresesi’nde yaptı. Daha sonra babası, tahsîlini tamamlamak üzere onu İstanbul’a gönderdi ve şu tavsiyede bulundu: 
➥ Oğlum! Usûl-i fıkıh ilmine iyi çalışırsan dîninde kuvvetli olursun, mantık ilmine iyi çalışırsan ilminde kuvvetli olursun.

Süleyman Hilmi Tunahan (k.s) kimdir? | Akademi Dergisi

Aydınlar - Münevverler, İslam Alimleri, osmanlı devleti, Silsile-i Saadat, Süleyman Hilmi Tunahan (k.s.), Yakın Tarih, kemal kacar, mürşid-i kamil, tasavvuf, süleymancılar, kimdir, hayatı, kronolojisi

Bizim yolumuz İman, İslâm ve Ahlâk-ı Muhammedî'yi aşılamaktan ibarettir. Gâye: Rıza-î İlahîdir.

Vasiyetim olsun; tefrikaya (ayrılığa) düşmeyiniz. Kavmiyet (ırkçılık) gütmeyiniz. Ehl-i Sünnetin (Sünni akidesinin) gayrı olan yanlış yollara sapmayınız.

Süleyman Hilmi Tunahan (k.s.)

Adı Süleymân Hilmi, soyadı Tunahan'dır.

Babası zamânın müderrislerinden Hâfız Osman Efendidir. Soyu Fâtih Sultan Mehmed Hanın "Tuna Hanı" olarak tâyin ettiği ve kendi kızkardeşi ile evlendirdiği İdris Bey'e dayanmaktadır. 1888 (H.1306) senesinde Silistre'nin Ferhatlar köyünde doğdu. 1959 (H.1379) senesinde İstanbul'da vefât etti. Karacaahmet Kabristanı'ndadır.

Babası Osman Efendi, tahsîlini İstanbul'da tamamladıktan sonra Silistre'ye giderek, meşhur Satırlı Medresesinde yıllarca müderrislik yaptı.

İlim ehli ve fazîlet sâhibi bir âileden dünyâya gelen Süleymân Hilmi Tunahan, ilk tahsîlini Silistre Rüşdiyesinde ve Silistre Satırlı Medresesinde yaptı. Bilâhare tahsîlini tamamlamak için İstanbul'a gelerek Sahn-ı Semân (Fâtih) Medresesine kaydoldu. Fâtih dersiâmlarından ve o devrin meşhûr âlimlerinden Bafralı Ahmed Hamdi Efendi (Büyük Hamdi Efendi)nin ders halkasına devâm etti.

Zamânın usûlüne göre aklî ve naklî ilimleri tahsîl ettikten sonra, 1916 senesinde Ahmed Hamdi Efendiden birincilikle icâzet, diploma aldı. Daha sonra o zamanki tâbir ile dersiâm (profesör) olarak yetişmek üzere Süleymâniye Câmii medreselerinden Medresetü'l-Mütehassısînin tefsîr ve hadîs kısmına devâm etti.

Son derece parlak bir zekâya sâhip olan Süleymân Hilmi Tunahan, 1919 senesinde Medresetü'l- Mütehassısîn'den birincilikle mezun oldu. Aynı yıllarda Medresetü'l-Kuzâtı (Hukuk Fakültesini) da üstün bir derece ile bitirdi. Böylece bir taraftan dersiâm, diğer taraftan da kâdılık rütbelerine ulaşarak devrinin zâhirî ilimlerini tamamladı. Mezûniyetini müteâkip İstanbul'da dersiâm olarak vazîfeye başlayan Süleymân Hilmi Tunahan bir müddet sonra medreselerin kapatılması üzerine vâizliğe tâyin edildi.

Uzun müddet İstanbul'un Sultanahmet, Süleymâniye, Yeni Câmi, Şehzâdebaşı ve Piyâle Paşa gibi büyük câmilerinde halka vâz ederek insanlara İslâmiyetin emir veyasaklarını anlattı.